• Ana Sayfa
  • Derneği Tanıyın
    • Hakkımızda
    • Yönetim Kurulu
    • Dernek Tüzüğü
    • Pozisyon Belgesi
  • Bilgi Merkezi
  • ETKİNLİKLER
  • HABERLER & DUYURULAR
    • Ayder 2026
    • Brugge 2026
  • İletişim
  • Daha fazlası
    • Ana Sayfa
    • Derneği Tanıyın
      • Hakkımızda
      • Yönetim Kurulu
      • Dernek Tüzüğü
      • Pozisyon Belgesi
    • Bilgi Merkezi
    • ETKİNLİKLER
    • HABERLER & DUYURULAR
      • Ayder 2026
      • Brugge 2026
    • İletişim
  • Ana Sayfa
  • Derneği Tanıyın
    • Hakkımızda
    • Yönetim Kurulu
    • Dernek Tüzüğü
    • Pozisyon Belgesi
  • Bilgi Merkezi
  • ETKİNLİKLER
  • HABERLER & DUYURULAR
    • Ayder 2026
    • Brugge 2026
  • İletişim

Kalp Sağlığı Bilgi Merkezi

Sıkça Sorulan Sorular

Sorunuzun yanıtını bulamadıysanız lütfen info@kalphastaliklari.com adresine yazarak bize ulaşın.

Kalp çarpıntısı, kişinin kalp atışlarını normalden farklı şekilde hissetmesi durumudur. Bu durum kalbin çok hızlı atması, düzensiz çalışması, göğüste “çarpma”, “tekleme” ya da “kuş çırpınması” şeklinde hissedilebilir.

Çarpıntı çoğu zaman geçici ve zararsız nedenlerden kaynaklanır. Ancak bazı durumlarda altta yatan bir ritim bozukluğu veya kalp hastalığının erken belirtisi olabilir.

Devamı için tıklayınız.


Nefes darlığı, günlük yaşamda en sık görülen sağlık şikâyetlerinden biridir. Merdiven çıkarken nefes nefese kalmak, yürürken çabuk yorulmak veya gece nefes darlığı nedeniyle uyanmak birçok farklı sağlık sorununun belirtisi olabilir. Bu sorunlardan biri de kalp yetersizliğidir.

Ancak unutulmamalıdır ki her nefes darlığı kalp yetersizliği anlamına gelmez. Astım, KOAH, zatürre, kansızlık (anemi), fazla kilo, kondisyon eksikliği, tiroit hastalıkları ve hatta kaygı (anksiyete) gibi birçok durum da nefes darlığına neden olabilir.

Bu nedenle nefes darlığının nedenini doğru belirlemek için bir doktora başvurmak önemlidir.

Devamı için tıklayınız.


Göğüs ağrısı, klinik ortamda en sık karşılaşılan ve hastalar üzerinde en yüksek kaygı düzeyini yaratan belirtilerden biridir. Her ne kadar göğüs ağrısı denildiğinde akla ilk gelen olasılık kalp krizi olsa da, bu semptom göğüs kafesi içinde yer alan akciğerler, yemek borusu, kaslar, sinirler ve kemik yapıları gibi pek çok farklı organdan kaynaklı olabilmektedir. Tıp dünyasındaki temel yaklaşım, "önce hayatı tehdit eden durumu dışla" prensibi üzerine kuruludur; bu nedenle kalp krizi olasılığı her zaman öncelikli olarak değerlendirilir. Ancak yapılan incelemeler, ağrıların önemli bir kısmının sindirim sistemi sorunları, kas-iskelet sistemi bozuklukları, psikolojik faktörler veya akciğer problemlerinden kaynaklandığını göstermektedir. Ağrının karakteri, tetikleyici unsurları ve eşlik eden belirtiler, kaynağın tespiti açısından kritik öneme sahiptir.

Devamı için tıklayınız.


Doktor muayenesi sırasında stetoskopla kalbiniz dinlenirken size "Kalbinizde üfürüm var." denilmiş olabilir. Bu durum birçok kişiyi endişelendirir ve akla hemen şu sorular gelir:

"Kalbimde bir sorun mu var?"
"Ameliyat olmam gerekir mi?"
"Bu durum hayatımı etkiler mi?"

Öncelikle bilinmesi gereken en önemli nokta şudur:

Kalpte üfürüm olması tek başına bir hastalık değildir. Üfürüm, doktorun stetoskopla kalbi dinlerken normal kalp seslerine ek olarak duyduğu farklı bir sestir. Bu ses, kalpten geçen kanın normalden daha hızlı veya türbülanslı akması sonucu oluşur.

Bazı üfürümler tamamen normal olabilirken, bazıları kalp kapak hastalıkları veya doğuştan kalp hastalıklarının belirtisi olabilir.

Devamı için tıklayınız.


Ayaklarda veya ayak bileklerinde oluşan şişlik (ödem), birçok kişinin zaman zaman karşılaştığı bir durumdur. Özellikle uzun süre ayakta kalmak, sıcak havalar veya uzun yolculuklar sonrasında ayaklarda hafif şişlik gelişebilir ve bu çoğu zaman ciddi bir hastalığa işaret etmez.

Ancak kalıcı, giderek artan veya nefes darlığı gibi başka belirtilerle birlikte görülen ayak şişlikleri, altta yatan önemli bir sağlık sorununun belirtisi olabilir. Bu nedenlerden biri de kalp yetersizliğidir.

Yine de unutulmamalıdır ki her ayak şişliği kalp hastalığı anlamına gelmez. Böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları, toplardamar (ven) yetmezliği, lenfödem, bazı ilaçlar ve diğer birçok durum da ayaklarda şişliğe neden olabilir.

Devamı için tıklayınız.


Yüksek kolesterol, özellikle LDL kolesterol (kötü kolesterol) düzeyinin yüksek olması, kalp ve damar hastalıklarının en önemli risk faktörlerinden biridir. Kalp krizi, felç (inme), bacak damar hastalıkları ve ani kalp ölümü gibi birçok ciddi hastalığın gelişiminde yüksek LDL kolesterol önemli rol oynar.

Bu nedenle doktorunuz size bir statin ilacı (kolesterol düşürücü ilaç) başlamış olabilir.

Ancak birçok kişinin aklında şu sorular vardır:

"Kolesterolüm biraz yüksek diye mutlaka ilaç kullanmalı mıyım?"
"Statinler karaciğerime veya kaslarıma zarar verir mi?"
"Bu ilacı ömür boyu kullanmam gerekecek mi?"

Bilimsel araştırmalar göstermektedir ki uygun hastalarda statin tedavisi, yalnızca kolesterolü düşürmekle kalmaz; kalp krizi, felç, stent tıkanması ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskini de belirgin şekilde azaltır.

Devamı için tıklayınız.


Yüksek tansiyon (hipertansiyon), dünyada ve ülkemizde en sık görülen kronik hastalıklardan biridir. Çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için "sessiz katil" olarak da adlandırılır. Tedavi edilmediğinde ise kalp krizi, felç (inme), kalp yetersizliği, böbrek yetmezliği ve görme kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Hipertansiyon tanısı alan birçok kişinin aklındaki ilk sorulardan biri şudur:

"Bir kez tansiyon ilacına başlarsam ömür boyu kullanmak zorunda mı kalacağım?"

Bir diğer sık sorulan soru ise:

"Bu ilaçlar yıllarca kullanılırsa böbreklerime zarar verir mi?"

Bu soruların yanıtı, hipertansiyonun nedenine, kişinin risk faktörlerine ve yaşam tarzına göre değişmektedir. Ancak bilinmesi gereken en önemli nokta, tansiyon ilaçlarının amacı yalnızca tansiyonu düşürmek değil; kalp, beyin, böbrek ve damarları uzun vadede korumaktır.

Devamı için tıklayınız.


Yüksek tansiyon (hipertansiyon), dünyada ve ülkemizde en sık görülen kronik hastalıklardan biridir. Hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar; felç (inme), kalp krizi, kalp yetersizliği ve böbrek hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarını önlemede oldukça etkilidir.

Ancak birçok kişi şu soruyu merak etmektedir:

"Tansiyon ilacımı sabah mı almalıyım, yoksa akşam mı?"

Uzun yıllar boyunca bu konuda farklı görüşler ortaya atılmıştır. Bazı çalışmalar gece ilaç kullanmanın daha faydalı olabileceğini öne sürerken, daha sonra yapılan büyük ve güvenilir klinik araştırmalar, ilaçların sabah veya akşam alınmasının kalp krizi, felç ve ölüm gibi önemli sonuçlar açısından belirgin bir fark oluşturmadığını göstermiştir.

Günümüzde uzmanların ortak görüşü, en doğru zamanın ilacın her gün düzenli ve unutulmadan alınabildiği zaman olduğudur.

Devamı için tıklayınız.


Kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde en sık kullanılan ilaçlardan biri halk arasında "kan sulandırıcı" olarak bilinen ilaçlardır. Bu ilaçlar; kalp krizi, inme (felç), stent tıkanması, kalp kapak hastalıkları ve bazı ritim bozuklukları gibi durumlarda hayat kurtarıcı olabilir.

Ancak bu ilaçları kullanan birçok kişinin aklında şu sorular vardır:

"Kan sulandırıcı mideme zarar verir mi?"
"Bu ilacı ömür boyu kullanmam gerekecek mi?"

Bu soruların cevabı kullanılan ilacın türüne ve ilacın hangi nedenle verildiğine göre değişmektedir.

Öncelikle bilinmesi gereken en önemli nokta şudur:

Kan sulandırıcı ilaçlar doktor önerisi olmadan kesinlikle bırakılmamalıdır. Çünkü bu ilaçların erken kesilmesi, kalp krizi, felç veya stentin aniden tıkanması gibi ciddi sonuçlara yol açabilir.

Devamı için tıklayınız.


Genç erişkinlerde ve sporcularda görülen ani kardiyak (kalp kaynaklı) ölümler, nadir olsalar da toplumda büyük bir üzüntü ve endişe yaratan trajik olaylardır. Medyada genellikle "kalp krizi" olarak etiketlenseler de, 35 yaş altındaki bireylerde bu durumun arkasında yatan nedenler genellikle ileri yaştaki kalp krizlerinden çok daha farklıdır.

Devamı için tıklayınız.


Geçmişte kalp hastalığı olan kişilere uzun süre dinlenmeleri önerilirken, günümüzde bilimsel araştırmalar bunun her zaman doğru olmadığını göstermektedir. Aksine, doktorun önerdiği şekilde düzenli egzersiz yapmak, birçok kalp hastasında tedavinin önemli bir parçasıdır.

Devamı için tıklayınız.


Koroner arter hastalığı (kalbi besleyen damarların daralması veya tıkanması), dünyada en sık görülen kalp hastalıklarından biridir. Bu hastalık ilerlediğinde göğüs ağrısı (anjina), nefes darlığı, kalp krizi ve kalp yetersizliği gibi ciddi sorunlara yol açabilir.

Damarlarda önemli darlık saptandığında hastaların en sık sorduğu sorulardan biri şudur:

"Benim için stent mi daha uygun, yoksa bypass ameliyatı mı?"

Bu sorunun tek bir doğru cevabı yoktur. Çünkü tedavi seçimi; hastanın yaşı, damar sayısı, damarların yapısı, diyabet varlığı, kalbin pompa gücü, eşlik eden hastalıklar ve hastanın beklentileri gibi birçok faktöre göre kişiye özel olarak belirlenir.

Devamı için tıklayınız.


Evet, stent takılan damarda zaman içinde yeniden daralma veya tıkanıklık gelişebilir, ancak günümüzde kullanılan yeni nesil ilaç salınımlı stentler sayesinde bu risk geçmişe göre belirgin şekilde azalmıştır.

Eskiden kullanılan ilaçsız stentlerde yeniden daralma riski yaklaşık %20–35 iken, günümüzde yaygın olarak kullanılan ilaç salınımlı stentlerde bu oran çoğu hastada yaklaşık %5–10 düzeyindedir. Bununla birlikte, risk her hastada aynı değildir ve kişinin sağlık durumuna göre değişebilir.

Devamı için tıklayınız.


Kalp sağlığını kontrol ettirmek söz konusu olduğunda pek çok kişi için en büyük endişe kaynağı; vücuda yerleştirilen kateterler, kasık veya bilek bölgesinden yapılan girişimsel işlemler ve saatlerce süren hastane yatışlarıdır. Geleneksel anjiyografinin yarattığı bu "iğne ve operasyon masası" korkusu, birçok hastanın teşhis sürecini ertelemesine ve hayati risklerin gözden kaçmasına neden olabiliyor. Ancak modern tıp teknolojisi, Koroner BT Anjiyografi namıdiğer "Sanal Anjiyo" ile bu endişelere hızlı, konforlu ve tamamen teknolojik bir yanıt veriyor. Bu iki yöntem, birirlerine alternetif olmaktan ziyade genelde birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan farklı yaklaşımlardır.

Devamı için tıklayınız.


Kalp hastalığı tanısı alan birçok kişinin aklına gelen ancak çoğu zaman sormaktan çekindiği konulardan biri cinsel yaşamdır. "Cinsel ilişki kalbime zarar verir mi?", "Kalp krizi geçirir miyim?", "Stent veya bypass sonrası ne zaman cinsel yaşama dönebilirim?" gibi sorular oldukça yaygındır.

Sevindirici olan ise, kalp hastalarının büyük çoğunluğu uygun tedavi ve doktor kontrolü sonrasında güvenli bir şekilde cinsel yaşamlarına devam edebilir.

Bilimsel çalışmalar göstermektedir ki cinsel aktivite, çoğu kişi için orta şiddette fiziksel aktivite düzeyinde enerji gerektirir. Bu nedenle merdiven çıkmak veya tempolu yürümek gibi günlük aktiviteleri rahatlıkla yapabilen birçok kişi, doktorunun aksi yönde bir uyarısı yoksa cinsel ilişki açısından da genellikle düşük risk grubundadır.

Devamı için tıklayınız.


Kahve, dünyanın en çok tüketilen içeceklerinden biridir. Türkiye'de de Türk kahvesi, filtre kahve, espresso ve hazır kahve gibi farklı türleri günlük yaşamın önemli bir parçasıdır. 

Ancak özellikle kalp hastaları arasında şu sorular oldukça yaygındır:

"Kahve çarpıntı yapar mı?"
"Kalp ritim bozukluğuna neden olur mu?"
"Kalp hastasıysam kahve içmeyi tamamen bırakmalı mıyım?"

Geçmişte kahvenin kalp ritmini bozduğu ve kalp hastaları için zararlı olduğu düşünülüyordu. Ancak son yıllarda yapılan çok sayıda bilimsel çalışma, ölçülü miktarda kahve tüketiminin çoğu sağlıklı bireyde ve birçok kalp hastasında güvenli olduğunu, hatta bazı durumlarda kalp-damar sağlığı açısından faydalı olabileceğini göstermektedir.

Bununla birlikte, her bireyin kafeine verdiği yanıt farklıdır. Bazı kişilerde kahve çarpıntı hissini artırabilir veya mevcut ritim bozukluğu belirtilerini tetikleyebilir.

Devamı için tıklayınız.


Magnezyum, vücudumuz için hayati öneme sahip minerallerden biridir. Kasların çalışması, sinir sistemi, kalp ritmi, kemik sağlığı ve kan basıncının düzenlenmesinde önemli görevleri vardır.

Son yıllarda magnezyum takviyeleri özellikle sosyal medyada ve internette "doğal tansiyon ilacı" veya "tansiyonu düşüren mucize mineral" olarak tanıtılmaktadır. Peki bu doğru mu?

Bilimsel araştırmalar, magnezyum takviyelerinin bazı kişilerde kan basıncını hafif düzeyde düşürebileceğini, ancak tek başına yüksek tansiyon tedavisinin yerine geçemeyeceğini göstermektedir.

Devamı için tıklayınız.


Evet, Omega-3 takviyeleri tansiyonu düşürür ancak etkisi genellikle hafiftir. Bilinmelidir ki omega-3, tansiyon ilaçlarının yerine geçmez. Doktorun önerdiği tedaviye ek olarak değerlendirilebilir.

Araştırmalar, marketlerde satılan standart balık yağı takviyelerinin kalp krizi veya felç riskini belirgin olarak azalttığını kesin olarak göstermemiştir. Buna karşılık, yalnızca yüksek doz saf EPA içeren reçeteli bir omega-3 ilacı, kalp-damar hastalığı olan veya riski yüksek hastalarda kalp krizi, felç ve kalp-damar kaynaklı ölümleri azaltmıştır.

Devamı için tıklayınız.


Yüksek tansiyon (hipertansiyon), dünyada en sık görülen kronik hastalıklardan biridir ve kalp krizi, felç (inme), kalp yetersizliği, böbrek hastalığı ve erken ölümün en önemli nedenleri arasında yer alır.

Son yıllarda özellikle sosyal medya ve internet ortamında sarımsak, alıç otu, hibiskus, zeytin yaprağı, çörek otu, zerdeçal ve benzeri bitkisel ürünlerin tansiyonu düşürdüğü ve ilaç kullanmaya gerek bırakmadığı yönünde çok sayıda paylaşım yapılmaktadır.

Peki bu iddialar doğru mu?

Bilimsel araştırmalar, bazı bitkisel ürünlerin kan basıncını hafif düzeyde düşürebileceğini, ancak hiçbirinin hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçların yerine geçmediğini göstermektedir. Uluslararası kardiyoloji ve hipertansiyon kılavuzları da bitkisel ürünlerin tansiyon ilacı yerine kullanılmasını önermemektedir.

Devamı için tıklayınız.


Sigara, önlenebilir kalp ve damar hastalıklarının en önemli nedenlerinden biridir. Kalp krizi, felç (inme), bacak damar hastalığı, ani kalp ölümü ve aort anevrizması gibi birçok ciddi hastalıkla doğrudan ilişkilidir. Üstelik yalnızca aktif sigara içmek değil, sigara dumanına maruz kalmak (pasif içicilik) da kalp sağlığı için zararlıdır.

Pek çok kişi yıllarca sigara kullandıktan sonra şu soruyu sorar:

"Artık çok geç değil mi?"

Cevap son derece nettir:

Hayır. Sigara bırakmak için hiçbir zaman geç değildir. Sigarayı bıraktığınız andan itibaren vücudunuz kendini onarmaya başlar ve kalp-damar hastalığı riskiniz giderek azalır.

Devamı için tıklayınız.


En sık görülen ve klinik olarak önemli kalp ritim bozukluğu atriyal fibrilasyondur (AF).  Yaş ilerledikçe görülme sıklığı belirgin şekilde artar. Ancak AF yalnızca ileri yaşlarda görülen bir hastalık değildir; yüksek tansiyon, obezite, diyabet, kalp hastalıkları, uyku apnesi ve aşırı alkol tüketimi gibi birçok faktör daha erken yaşlarda da ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.

Devamı için tıklayınız.


Kalp ve damar hastalıkları uzun yıllar boyunca daha çok “erkek hastalığı” olarak algılandı. Oysa kadınlarda da en önemli ölüm nedenlerinden biridir. Üstelik kadınlarda hastalığın ortaya çıkışı, belirtileri, risk faktörleri ve bazı tedavi yaklaşımları erkeklerden farklılık gösterebilir.

Devamı için tıklayınız.


Aynada kendinize bakarken kulak memenizde çapraz uzanan belirgin bir çizgi fark ettiniz. Özellikle internette bu çizginin “kalp hastalığının belirtisi” olduğu yönündeki bilgilerle karşılaşmış olabilirsiniz. Bu çizginin tıptaki adı diagonal earlobe crease (DELC), halk arasında ise kulak memesi çizgisi olarak bilinir. Frank belirtisi (Frank’s sign) adıyla da anılır.

Devamı için tıklayınız.


Renal denervasyon (RDN), özellikle tansiyonu ilaçlara rağmen yeterince kontrol altına alınamayan bazı hastalarda kullanılan kateterle yapılan, minimal invaziv bir tedavi yöntemidir.

Halk arasında bazen “böbrek sinirlerinin yakılması” şeklinde ifade edilir. Aslında işlem, böbrek damarlarının çevresindeki sempatik sinirlerin aktivitesini azaltmayı amaçlar.

Son yıllarda yapılan kontrollü randomize çalışmalar, renal denervasyonun kan basıncını gerçekten düşürebildiğini göstermiştir. Ancak önemli bir nokta vardır:

Renal denervasyon, tansiyon ilacının yerine herkes için kullanılabilecek bir tedavi değildir. Daha çok uygun hastalarda, ilaç ve yaşam tarzı tedavisine ek olarak düşünülmektedir. 

Devamı için tıklayınız.


Kalp Hastalıkları

Digital heart and ECG display with medical icons and a stethoscope.

Kalp ve damar sistemini etkileyen başlıca hastalıklar hakkında temel bilgiler ve bu hastalıkların belirtileri, riskleri ve genel özellikleri bu bölümde yer almaktadır.

Detaylar

Belirti & Acil Durum

Person clutching chest in discomfort, possibly indicating heart pain.

 Kalp hastalıklarının en sık görülen belirtileri, acil müdahale gerektirebilecek durumlar ve ne zaman sağlık kuruluşuna başvurmanız gerektiğine ilişkin güvenilir bilgilere bu bölümden ulaşabilirsiniz.

DETAYLAR

Tanı & Tedavi

İlaçlar & Takviyeler

 Kalp hastalıklarının tanısında kullanılan yöntemler, girişimsel ve cerrahi tedavi seçenekleri ile tedavi süreçlerine ilişkin en sık merak edilen konular hakkında güvenilir bilgilere bu bölümden ulaşabilirsiniz.

DETAYLAR

İlaçlar & Takviyeler

İlaçlar & Takviyeler

 Kalp sağlığında kullanılan ilaçlar, destek ürünleri ve takviyeler hakkında en sık merak edilen soruların bilimsel ve güvenilir yanıtlarına bu bölümden ulaşabilirsiniz.

DETAYLAR

Yaşam Tarzı

Kalp sağlığını korumaya ve yaşam kalitesini artırmaya yardımcı olabilecek beslenme, egzersiz, sigara bırakma ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarına ilişkin güvenilir bilgilere bu bölümden ulaşabilirsiniz.

DETAYLAR

Kaynaklar

 Kalp sağlığı hakkında daha fazla bilgi edinmenize yardımcı olacak broşürler, infografikler, videolar ve sıkça sorulan sorular bu bölümde yer almaktadır.

DETAYLAR

Copyright © 2026 Kalp Damar Hastalıklarıyla Mücadele ve Farkındalık Derneği - All Rights Reserved.


Bu sitede verilen bilgiler tanısal veya tıbbi öneri amaçlı olmayıp, yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Tedavi edilmesi gereken bir hastalığınız olduğunu düşünüyorsanız lütfen vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurunuz. Buradaki bilgiler bir hekim muayenesinin veya eczacı danışmanlığının yerine geçemez.

  • Gizlilik Politikası
  • Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • İletişim

Powered by Prdgm

Bu web sitesi çerez kullanmaktadır.

 

Web sitesi trafiğini analiz etmek ve kullanıcı deneyimini iyileştirmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımını kabul etmeniz halinde, verileriniz diğer kullanıcı verileriyle birlikte toplu olarak değerlendirilecektir.

ReddetKabul Et