Bilimsel bilgi, erken farkındalık ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla toplumun kalp sağlığını güçlendirmek için çalışıyoruz.
Kalp sağlığının korunması yalnızca tedaviyle değil; bilimsel bilgi, erken tanı, eğitim, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve disiplinler arası iş birliğiyle mümkündür.
Derneğimiz, toplum sağlığını güçlendirmeye yönelik bilimsel çalışmalar, eğitim programları ve farkındalık projeleri yürütmektedir.
KARDİYOVASKÜLER RİSK YÖNETİMİ - MADRİD 2026

Kalp krizi ve inme gibi hayati durumların erken belirtilerini tanımak ve doğru zamanda sağlık hizmetine başvurmak, hayat kurtarıcı olabilir.

Kalp ve damar hastalıkları açısından sahip olabileceğiniz risk faktörlerini hızlıca değerlendirebilmeniz için hazırlanmış bu kısa test, sağlık risklerinizi fark etmenize ve gerekli durumlarda bir sağlık uzmanına başvurmanıza yardımcı olur.

Kalp ve damar hastalıkları hakkında doğru ve anlaşılır bilgiye ulaşın.
Sorunuzun yanıtını bulamadıysanız lütfen kalphastaliklaridernegi@gmail.com adresine yazarak bize ulaşın.
Kalp çarpıntısı, kişinin kalp atışlarını normalden farklı şekilde hissetmesi durumudur. Bu durum kalbin çok hızlı atması, düzensiz çalışması, göğüste “çarpma”, “tekleme” ya da “kuş çırpınması” şeklinde hissedilebilir.
Çarpıntı çoğu zaman geçici ve zararsız nedenlerden kaynaklanır. Ancak bazı durumlarda altta yatan bir ritim bozukluğu veya kalp hastalığının erken belirtisi olabilir.
Nefes darlığı, günlük yaşamda en sık görülen sağlık şikâyetlerinden biridir. Merdiven çıkarken nefes nefese kalmak, yürürken çabuk yorulmak veya gece nefes darlığı nedeniyle uyanmak birçok farklı sağlık sorununun belirtisi olabilir. Bu sorunlardan biri de kalp yetersizliğidir.
Ancak unutulmamalıdır ki her nefes darlığı kalp yetersizliği anlamına gelmez. Astım, KOAH, zatürre, kansızlık (anemi), fazla kilo, kondisyon eksikliği, tiroit hastalıkları ve hatta kaygı (anksiyete) gibi birçok durum da nefes darlığına neden olabilir.
Bu nedenle nefes darlığının nedenini doğru belirlemek için bir doktora başvurmak önemlidir.
Göğüs ağrısı, klinik ortamda en sık karşılaşılan ve hastalar üzerinde en yüksek kaygı düzeyini yaratan belirtilerden biridir. Her ne kadar göğüs ağrısı denildiğinde akla ilk gelen olasılık kalp krizi olsa da, bu semptom göğüs kafesi içinde yer alan akciğerler, yemek borusu, kaslar, sinirler ve kemik yapıları gibi pek çok farklı organdan kaynaklı olabilmektedir. Tıp dünyasındaki temel yaklaşım, "önce hayatı tehdit eden durumu dışla" prensibi üzerine kuruludur; bu nedenle kalp krizi olasılığı her zaman öncelikli olarak değerlendirilir. Ancak yapılan incelemeler, ağrıların önemli bir kısmının sindirim sistemi sorunları, kas-iskelet sistemi bozuklukları, psikolojik faktörler veya akciğer problemlerinden kaynaklandığını göstermektedir. Ağrının karakteri, tetikleyici unsurları ve eşlik eden belirtiler, kaynağın tespiti açısından kritik öneme sahiptir.
Doktor muayenesi sırasında stetoskopla kalbiniz dinlenirken size "Kalbinizde üfürüm var." denilmiş olabilir. Bu durum birçok kişiyi endişelendirir ve akla hemen şu sorular gelir:
"Kalbimde bir sorun mu var?"
"Ameliyat olmam gerekir mi?"
"Bu durum hayatımı etkiler mi?"
Öncelikle bilinmesi gereken en önemli nokta şudur:
Kalpte üfürüm olması tek başına bir hastalık değildir. Üfürüm, doktorun stetoskopla kalbi dinlerken normal kalp seslerine ek olarak duyduğu farklı bir sestir. Bu ses, kalpten geçen kanın normalden daha hızlı veya türbülanslı akması sonucu oluşur.
Bazı üfürümler tamamen normal olabilirken, bazıları kalp kapak hastalıkları veya doğuştan kalp hastalıklarının belirtisi olabilir.
Ayaklarda veya ayak bileklerinde oluşan şişlik (ödem), birçok kişinin zaman zaman karşılaştığı bir durumdur. Özellikle uzun süre ayakta kalmak, sıcak havalar veya uzun yolculuklar sonrasında ayaklarda hafif şişlik gelişebilir ve bu çoğu zaman ciddi bir hastalığa işaret etmez.
Ancak kalıcı, giderek artan veya nefes darlığı gibi başka belirtilerle birlikte görülen ayak şişlikleri, altta yatan önemli bir sağlık sorununun belirtisi olabilir. Bu nedenlerden biri de kalp yetersizliğidir.
Yine de unutulmamalıdır ki her ayak şişliği kalp hastalığı anlamına gelmez. Böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları, toplardamar (ven) yetmezliği, lenfödem, bazı ilaçlar ve diğer birçok durum da ayaklarda şişliğe neden olabilir.
Yüksek kolesterol, özellikle LDL kolesterol (kötü kolesterol) düzeyinin yüksek olması, kalp ve damar hastalıklarının en önemli risk faktörlerinden biridir. Kalp krizi, felç (inme), bacak damar hastalıkları ve ani kalp ölümü gibi birçok ciddi hastalığın gelişiminde yüksek LDL kolesterol önemli rol oynar.
Bu nedenle doktorunuz size bir statin ilacı (kolesterol düşürücü ilaç) başlamış olabilir.
Ancak birçok kişinin aklında şu sorular vardır:
"Kolesterolüm biraz yüksek diye mutlaka ilaç kullanmalı mıyım?"
"Statinler karaciğerime veya kaslarıma zarar verir mi?"
"Bu ilacı ömür boyu kullanmam gerekecek mi?"
Bilimsel araştırmalar göstermektedir ki uygun hastalarda statin tedavisi, yalnızca kolesterolü düşürmekle kalmaz; kalp krizi, felç, stent tıkanması ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskini de belirgin şekilde azaltır.
Yüksek tansiyon (hipertansiyon), dünyada ve ülkemizde en sık görülen kronik hastalıklardan biridir. Çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için "sessiz katil" olarak da adlandırılır. Tedavi edilmediğinde ise kalp krizi, felç (inme), kalp yetersizliği, böbrek yetmezliği ve görme kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Hipertansiyon tanısı alan birçok kişinin aklındaki ilk sorulardan biri şudur:
"Bir kez tansiyon ilacına başlarsam ömür boyu kullanmak zorunda mı kalacağım?"
Bir diğer sık sorulan soru ise:
"Bu ilaçlar yıllarca kullanılırsa böbreklerime zarar verir mi?"
Bu soruların yanıtı, hipertansiyonun nedenine, kişinin risk faktörlerine ve yaşam tarzına göre değişmektedir. Ancak bilinmesi gereken en önemli nokta, tansiyon ilaçlarının amacı yalnızca tansiyonu düşürmek değil; kalp, beyin, böbrek ve damarları uzun vadede korumaktır.
Genç erişkinlerde ve sporcularda görülen ani kardiyak (kalp kaynaklı) ölümler, nadir olsalar da toplumda büyük bir üzüntü ve endişe yaratan trajik olaylardır. Medyada genellikle "kalp krizi" olarak etiketlenseler de, 35 yaş altındaki bireylerde bu durumun arkasında yatan nedenler genellikle ileri yaştaki kalp krizlerinden çok daha farklıdır.
Geçmişte kalp hastalığı olan kişilere uzun süre dinlenmeleri önerilirken, günümüzde bilimsel araştırmalar bunun her zaman doğru olmadığını göstermektedir. Aksine, doktorun önerdiği şekilde düzenli egzersiz yapmak, birçok kalp hastasında tedavinin önemli bir parçasıdır.
Koroner arter hastalığı (kalbi besleyen damarların daralması veya tıkanması), dünyada en sık görülen kalp hastalıklarından biridir. Bu hastalık ilerlediğinde göğüs ağrısı (anjina), nefes darlığı, kalp krizi ve kalp yetersizliği gibi ciddi sorunlara yol açabilir.
Damarlarda önemli darlık saptandığında hastaların en sık sorduğu sorulardan biri şudur:
"Benim için stent mi daha uygun, yoksa bypass ameliyatı mı?"
Bu sorunun tek bir doğru cevabı yoktur. Çünkü tedavi seçimi; hastanın yaşı, damar sayısı, damarların yapısı, diyabet varlığı, kalbin pompa gücü, eşlik eden hastalıklar ve hastanın beklentileri gibi birçok faktöre göre kişiye özel olarak belirlenir.
Evet, stent takılan damarda zaman içinde yeniden daralma veya tıkanıklık gelişebilir, ancak günümüzde kullanılan yeni nesil ilaç salınımlı stentler sayesinde bu risk geçmişe göre belirgin şekilde azalmıştır.
Eskiden kullanılan ilaçsız stentlerde yeniden daralma riski yaklaşık %20–35 iken, günümüzde yaygın olarak kullanılan ilaç salınımlı stentlerde bu oran çoğu hastada yaklaşık %5–10 düzeyindedir. Bununla birlikte, risk her hastada aynı değildir ve kişinin sağlık durumuna göre değişebilir.
Bağış yapmak ve süreç hakkında bilgi almak için derneğimizin e-posta adresi üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Klinik Araştırmalar Neler Söylüyor
Kardiyovasküler Süreçte Risk Değerlendirmesi, Korunma ve Yönetim Programı - 2026
DaysDays
HrsHours
MinsMinutes
SecsSeconds
Kalp sağlığıyla ilgili güncel bilgiler, etkinlik duyuruları ve farkındalık içeriklerinden haberdar olmak için bültenimize abone olun.
Copyright © 2026 Kalp Damar Hastalıklarıyla Mücadele ve Farkındalık Derneği - All Rights Reserved.
Bu sitede verilen bilgiler tanısal veya tıbbi öneri amaçlı olmayıp, yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Tedavi edilmesi gereken bir hastalığınız olduğunu düşünüyorsanız lütfen vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurunuz. Buradaki bilgiler bir hekim muayenesinin veya eczacı danışmanlığının yerine geçemez.
Powered by Prdgm